SEYAHAT FONU'NA BAŞVUR
Haberler

Tuvallerin izinde Ermenistan yolculuğu

Published on 03/10/2014 under Haberler

Ezgi Berk
Agos

Hrant Dink Vakfı’nın projelerinden biri olan Türkiye-Ermenistan Seyahat Fonu’nun birinci dönem bursiyerlerinden Gizem Tongo’nun tez konusu Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ressamları. Oxford Üniversitesi Oriental Studies’de doktora öğrencisi olan Gizem Tongo’yla tezi kapsamında araştırma yapmak için 8 gün kaldığı Ermenistan seyahatini ve kazanımlarını konuştuk.

  • Doktora teziniz olan Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ressamları konusuna nasıl karar verdiniz?

Doktora tezime, yüksek lisans tezimi yazarken karar verdim. 2012 yılında, Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nde tamamladığım yüksek lisans tezim, 1909’da kurulan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk ressamlar örgütü olan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti üzerineydi. Tezimin son bölümünde, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin içinde bulunduğu sanatsal faaliyetleri ve savaşın ressamların tuvallerine nasıl yansıdığını incelemeye çalıştım. Görsel sanatlar açısından oldukça ilginç bir dönem savaş yılları. Bir yanda devletin doğrudan desteği var – 1916’ya ait her sene bahar aylarında açılması kararlaştırılan güzel sanatlar sergisi nizamnamesi gibi – bir yanda da her açıdan muazzam çalkantılı ve yıkıcı bir dönem.

    • Bu kaos ortamında ressamlar neler yapıyor?
    • Panos Terlemezyan (Komitas, 1913)

Milliyetçi politikaların, sansür siyasetinin, tehcirlerin, ölümlerin, katliamların olduğu bu zamanlar; boyaların, fırçaların, tuvallerin, yani resimle ilgili malzemelerin hiç de kolay temin edilemeyeceği, ekonomik sıkıntıların da olduğu yıllar. Tüm bu zorlukların üstüne, bir de sanat pazarı ve himayesi problemi ekleniyor. Sanayi-i Nefise Mektebi’nin 1883’te açılmasının üzerinden otuz yıldan fazla zaman geçmiş. İmparatorluktaki profesyonel ressamların sayısı oldukça fazla ve bu sanatçıların yaşamlarını idame ettirmeleri için eserlerini satmaları gerekiyor. Her ne kadar o dönemin bazı ressamları çeşitli okullarda öğretmenlik yapıyor ve düzenli maaşlar alıyor olsalar da ressamların büyük bir bölümünün ekonomik kaygıları var. Mesela en önemli sorulardan biri; savaş yıllarında bu resimleri kimler sipariş ediyor ve ne kadara satın alıyor? Yüksek lisans tezimin bu son bölümünü bitirdiğimde, aklımdaki sorular yazmaya başladığım zamankinden çok daha fazlaydı. Doktora tezimi Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı resmi ve ressamlarına dair yazmaya da bu sorular sayesinde karar verdim.

  • Ermeni ressamlar bu teze hangi aşamada dahil oldu?

Gayrimüslim ressamlar, doktora tezimin en başından beri önemli bir parçası. Mesela 1916 ve 1917’de düzenlenen Galatasaraylılar Yurdu resim sergilerine katılan gayrimüslim sanatçıların sayısı ilk sergide yüzde otuza yakın, ikinci sergide yüzde kırk. Bu ressamlar içerisinde dönemin popüler ve daha az tanınmış Ermeni ressamlarını da görüyoruz. Viçen Arslanyan, Rupen Seropyan, Vahan Atamyan, Zaren Kalfayan ve Mari Kıbrıslıyan ilk sayabileceklerim.

Ermeni ressamlar dışında Yervant Portakal gibi 20. yüzyılın başında müzayedeler düzenlemiş ve o dönemin sanat pazarında aktif rol almış önemli Ermeniler var. Osmanlı sanatını, hangi dönem olursa olsun, gayrimüslimlerden ayrı düşünmek, yüzyıllar boyunca oluşmuş bu ortak tarihi göz ardı etmek zaten mümkün değil. Aslında bu ‘dahil etme’ sorusu benim tezim için hem çok önemli, hem de zor bir soru. Önemli, çünkü Türkiye’deki geleneksel sanat tarihi milliyetçi davanın meşrulaştırıldığı bir alan ve bu geleneği yıkmak, ezberi bozmak gerekiyor.

Bugün Türkiye’de farklı bir sanat tarihi de görüyoruz. Mayda Saris’in ve Garo Kürkman’ın Ermeni ressamlara dair yaptığı çalışmalar çok değerli. Öte yandan da ‘dahil etme’ sorusu benim için zor bir soru. Çünkü ‘Birinci Dünya savaşı yıllarında Osmanlı ressamları’ dediğimiz zaman ‘Osmanlı sanatçısı kimdir?’ sorusu çıkıyor karşımıza. Bugünün ulus-devlet algılarıyla bakmamaya çalışıp savaş yıllarındaki ‘Osmanlı ressamını’ homojenleştirmeden, kendi çoğulluğu içinde anlamamız gerekiyor. Son dönem Osmanlı resmi dediğimiz zaman hemen aklımıza İbrahim Çallı, Hikmet Onat geliyor. Oysaki Birinci Dünya Savaşı resmi üzerine düşündüğümüzde daha nice gayrimüslim sanatçı içinde Viçen Arslanyan’ı ve Simon Agopyan’ı dahil etmeden olmuyor.

‘Zamanımın çoğunu Ulusal Galeri’de geçidim’

  • Yerevan’a gitmek Ermeni ressamlarla ilgili yeni bilgiler edinmenizi sağladı mı? Müzeler, sergiler ya da arşiv size neler sundu?

Paul Nash (We are Making a New World, 1918)

Hrant Dink Vakfı bursiyeri olarak gittiğim Yerevan’da yaklaşık sekiz gün kaldım. Bu süre zarfında müze ve galeri yöneticilerinden ve çalışanlarından araştırmama dair çok yardım aldım. Ermenistan Ulusal Galerisi’nin yöneticilerinden Anush Hanım’dan müzenin koleksiyonuna ve sanatçılarına dair oldukça önemli bilgiler edindim. Bunun dışında İstanbul doğumlu ve Yervant Oskan’ın da öğrencisi olan ünlü heykeltıraş Ara Sargsian’ın müzesini, sanatçının akrabalarından Karina Hanım ile gezmek benim için çok güzel bir deneyimdi. Sargsian’ın çalışma odasında, 1920’lerin başında Sanayi-i Nefise Mektebi’nde çekilmiş olan bir fotoğraf da beni oldukça heyecanlandırdı.

Yerevan’a gitmeden önce 1916’da Vardges Sureniants, Martiros Saryan, Panos Terlemezyan ve Yeghishe Tadevosyan öncülüğünde Tiflis’te kurulan Ermeni Sanatçıları Birliğine dair bir bilgim yoktu. Birinci Dünya Savaşı yıllarında bu sanatçı birliğinin öncülüğünde Tiflis’te düzenlenen sergiler varmış mesela. Yerevan’dayken zamanımın çoğunu, Ermenistan Ulusal Galerisi’ndeki 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Ermeni ressamlarına dair araştırmalar yaparak geçirdim. Bunun dışında Yerevan Modern Sanat Müzesi’ne, Soykırım Müzesi’ne, Cafesjian Sanat Müzesi’ne, Ara Sargsian Müzesi’ne ve Mardiros Saryan’ın bazı eserlerinin sergilendiği geçici sergiyi görmek için de Madenadaran’a gittim.

Yerevan’daki diğer bir amacım da Ermeni sanat tarihi yazımına dair bilgiler toplamaktı. Hangi Osmanlı-Ermeni ressamların müze koleksiyonlarına, sanat tarihi kitaplarına dahil olduğu ve hangi ressamların kanonun dışında tutulduğunu merak ediyordum. Sevgili akademisyen arkadaşım Vazken Khatchig Davidian ile Türkiye’deki geleneksel sanat tarihi ile Ermenistan’daki geleneksel sanat tarihini karşılaştıran ve bu iki farklı tarih yazımında Osmanlı-Ermeni ressamlarının nasıl konumlandırıldığını araştıran bir çalışma yapmak amacıyla yola çıktık.