SEYAHAT FONU'NA BAŞVUR
Haberler

“İstanbul’a varır varmaz Hrant Dink Vakfı bursiyeri olarak ev sahibi kuruluşum bünyesinde akademik ve sosyal aktivitelere başladım.”

Published on 04/06/2018 under Burs Programı

Yervand Abrahamyan

İstanbul’a varır varmaz Hrant Dink Vakfı bursiyeri olarak ev sahibi kuruluşum bünyesinde akademik ve sosyal aktivitelere başladım. Aynı zamanda “Istanbul&I” adlı farklı kültürlerden ve çok dilli üyelerden oluşan bir gençlik kuruluşuna dâhil oldum. Özellikle İstanbul’daki mültecilerin bir araya gelmesine ve gençlerin eğitimlerine odaklı olan kuruluş, mülteci sığınaklarına destek vermek amacıyla bağış toplamak için etkinlikler ve kültürel ya da toplumsal münazaralar düzenliyor. “Istanbul&I” temsilcileri 16 Mart 2018 tarihinde kültürel bir Ermeni gecesi düzenlemeyi düşündüler. Etkinliğin asıl amacı Ermeni mirasını ve kültürünü tanıtmak ve farkındalık yaratmaktı. 70 kişilik katılımcılarımız arasında burada yaşayan insanlarla birlikte, Amerika, Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan gelen insanlardan oluşuyordu. Etkinliğin başında katılımcılara Ermenistan hakkında neler bildikleri ya da daha önce bir şey duyup duymadıkları soruldu. Ülkenin küçüklüğünü ve bağımsız bir devletin yeni kuruluşunu göz önüne aldığımızda, Ermenistan çok bilinen bir yer değil ve şaşırılmayacak şekilde bilgiye sahip çoğunluk sadece yerel halktan oluşuyor. Etkinliği düzenlemekteki ilk amacımız Ermeni kültürünü politik hiçbir fikir veya beyan olmaksızın olabildiğince çok insana tanıtmaktı.

Ağrı Dağı’nın ve Nuh’un Gemisi’nin Hristiyanlık ve Ermeni tarihi ile bağlantısını göz önünde bulundurarak etkinliğin sloganını “Ermenistan: Nuh’un Toprağı” olarak belirledik. Kültür ve tarih ile ilgili önemli bilgileri anlattığımız küçük bir sunum ile etkinliğe başladık. Eğlenceli ve rahat bir atmosfer yaratmak için günlük hayatta çok kullanılan birkaç Ermeni deyimini İngilizce’ye çevirdik ve konuklarımızdan bu deyimlerin anlamlarını tahmin etmelerini istedik. Mesela, «Ցավդ տանեմ– Acını alırım» veya «Ջիգյարդ ուտեմ– Ciğerini yerim». Bu deyimlerin hiçbiri İngilizce ’de bir anlam ifade etmiyordu ve konuklarımız için bu deneyim hem komik hem de garipti. Etkinliğin sonrasında bile katılımcılar sosyal medyadan bize yazarak bazı deyimlerin gerçek anlamlarını, kullanılış şekillerini ve kökenlerini sordular. Sonrasında geleneksel danslar olan Tsağkadzor ve tabii ki Koçari’yi tanıttık. Konuklar denemeleri ve bizimle dans etmeleri için teşvik edildi ve gerçekten başarılı oldular. Farklı ülkelerden ve kökenlerden insanların geleneksel Ermeni ritimlerine barış ve uyum içinde eşlik etmelerini görmek çok yoğun bir duyguydu. Ek olarak “Hayat Ağacı” (Կենաց ծառ) inancını tanıtmaya karar verdik. İncil’e göre ağaç, insan hayatını doğumdan doğurganlığa kadar sembolize ediyor ve kutsal amacı ölümsüzlüğe ulaşmak. Ermenistan bayrağını andıran kırmızı, mavi ve turuncu şeritler hazırlayarak konuklara dilek tutmalarını, temsili Hayat Ağacı’na bağlamalarını istedik ve şeritleri Ermenistan’a götürerek gerçek ağaçlara bağlayacağımıza söz verdik. İnsanlar bu geleneğe büyük heyecan ve ilgi ile yaklaştılar.

Son olarak, vakit Ermeni mutfağını tanıtmaya gelmişti. Diğer üyelerden yardım alarak Dolma, Spas (yoğurt çorbası), Gata (tatlı hamur işi) ve benzeri birçok yemeği pişirdik. Yemeklere dair olumlu ve nefis geri bildirimler aldık. İnsanlar sonrasında yemeklerin tariflerini istediler, ancak konukların daha meraklı ve ilgili kalmalarını ve Ermenistan’ı ziyarete gelmelerini sağlamak amacıyla planlı bir strateji ile tabii ki bütün sırlarımızı onlara açıklamadık. Bu harika fırsat bana nerede olursak olalım kendi kültürlerimizi ve geleneklerimizi tanıtmamız gerektiğini gösterdi. Asıl başarı yeni insanlarla tanışmamız, arkadaşlıklar edinmemiz ve insanları Ermenistan hakkında daha farkındalıklı ve ilgili hale getirmemizdi. Hatta bazı konuklar yakın gelecekte Ermenistan’ı ziyaret etme konusundaki isteklerini dile getirdiler. Sonuç olarak asıl mesele sevgi dağıtmak, anlayış ve sınırların ötesinde harekete geçmek.