SEYAHAT FONU'NA BAŞVUR
Haberler

Etyen Mahçupyan’dan “Yeni Türkiye” perspektifi

Published on 05/11/2014 under Haberler

Astghik Igityan
CNN Türk

“Akil insanlar” heyetinde de yer alan gazeteci- yazar Etyen Mahçupyan Başbakanlık başdanışmanı olarak atandı. Bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk. Bir Ermeni, ilk kez, bu kadar üst düzeyde bir devlet görevine atanıyor. Üstelik bu görevlendirmeyi farklı kılan bir unsur daha var. O da Mahçupyan’ın görev alanının Türk-Ermeni ilişkileriyle sınırlı olmaması.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun başdanışmanlığına atanan Akşam gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan ile hem bu atama bağlamında Ermeni-Türk ilişkileri, hem de “Yeni Türkiye” perspektifi hakkında konuştuk.

“Ermeni meselesi Türkiye’nin ne kadar meselesi olursa benim de o kadar meselem olacak”

  • Ermenistan’da ve Türkiye’de bazıları bu göreve atanmanızı Ermenistan- Türkiye ilişkilerinde önemli bir adım olarak niteliyorlar. Bir misyonunuz var diyorlar.

Ermeniler, doğal olarak, Türkiye’de Ermeni meselesinin çok önemli olduğunu düşünüyorlar. Ama öyle değil. Türkiye’de problemlerin sıralaması yapsak Ermeni meselesi ancak ortalarda yer alıyor. 1915’in 100. yılında birçok Ermeni beni bulup benim üzerinden bir şeyler yapmak isteyebilir, ama önümüzdeki yıllara baktığımız zaman şunu söyleyebilirim. Ermeni meselesi Türkiye’nin ne kadar meselesi olursa, ancak benim de o kadar meselem olacak. Çünkü ben sonuçta Başbakan’ın danışmanıyım. Başbakanın önündeki meselelerle ilgileneceğim.

“Ermeni olmasaydım da danışman olacaktım”

  • Başbakan ile faaliyet alanınız hakkında görüştünüz mü?

Şu ana kadar, öyle bir görüşme olmadı. Ama Başbakan benimle ilişkisinin herhangi bir alanla sınırlı olmasını istemiyor. Gördüğüm kadarıyla çok daha genel olacak. Türkiye bir inşa döneminde. Cumhuriyetin yeniden kurulması gibi bir mesele var önümüzde. Önümüzdeki 8-10 yılda bütün kurumsal yapısıyla bu gerçekleşecek ve bu süreçte de belirli bir yardıma veya danışmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Dolayısıyla benim rolüm de böyle bir rol. Muhtemelen Ermeni olmasaydım da danışman olacaktım. Başbakan da bunu söyledi. Ermeni olmam bir avantajdı, ekstra bir olay. Kaç senedir benim uğraştığım alanlar da Ermeni sorunlarından çok daha geniş bir alan. Ben o alandan daha dar bir alana inmeyi düşünmüyorum. Benim katkım olabilecek bir ortam olursa ve gerçek siyasi aktörler benden bir şey isterse, tabii ki yaparım. Ama bu başka bir şey, sadece bir görev verirler, onu yaparım.

  • Bildiğiniz gibi Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı 24 Nisan’da Ermenistan’a davet etmişti. Sizce Türkiye Cumhurbaşkanı bu davete nasıl bir cevap verecek?

24 Nisan’da Ermenistan’a gitmek çok önemli bir jest. Ondan önce karşılıklı bir sürü jeste ihtiyaç var. Eğer o jestler yapılabilirse o zaman durum belki de olgunlaşabilir ve Cumhurbaşkanı’nın oraya gitme ihtimali ortaya çıkabilir. Ama gerçekçi olarak bakarsak ben böyle bir ihtimal görmüyorum. Çünkü bu sene Ermeni tarafının daha sert bir tutum benimseme ihtimalini düşünüyorum. Ermeni tarafı daha sert olduğu sürece de Türkiye’nin böyle bir jest yapma ihtimali yok. Önce çok başka şeylerin yapılması gerekiyor. Bunların da yarısını Türkiye yapacaksa, yarısını da Ermenistan yapacak. Ermenistan sadece davet edip beklerse ben Cumhurbaşkanı’nın oraya gideceğini sanmıyorum.

Bazıları sizin daha önce de hükümete gayri resmi olarak danışmalık yaptığınızı söylüyorlar.
Bunlar gerçekleri yansıtmıyor. Benim Ak Parti’de tanıdığım insanlar var, ilişkilerim var. Fakat hiçbir zaman danışmanlık olmadı. Böyle bir teklif de olmadı.

“Bu yıl Ermeni-Türk ilişkilerinde büyük bir ilerleme olacağını sanmıyorum”

  • Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin bugünkü durumuna bakarak yarın için ne diyebiliriz?

Gerçekçi bakarsak bu yıl Ermeni-Türk ilişkilerinde büyük bir ilerleme olacağını sanmıyorum. 2015’ten sonra ihtimalin artacağını düşünüyorum. 2016’yla beraber bir rahatlama olacak. 1915’in 100.yılının geride kalmasıyla beraber daha gerçekçi ve daha uzun vadeli bakış olacak, birbirini anlamaya dönük daha fazla enerji muhtemelen çıkacak. Zaten şu anda toplumlar arasında ilişkiler giderek gelişiyor, çok fazla sayıda sanat projeleri ve kültürel projeler oluyor. Bir sürü Türkiyeli insan Ermenice öğreniyor, bir sürü Ermenistanlı insan Türkçe biliyor. Ermenistan’da sokaktaki insanın Türkiye’ye bakışının epeyce olumlu olduğunu da biliyoruz. Türkiye’de de bakış süratle değişiyor. Mesela şu anda kendi ailelerinde Ermeni olup olmadığını merak edenler büyük sayılara ulaşmış durumda. Kendi ailesinde bir Ermeni bulduğu zaman da artık kimse üzülmüyor, aksine bu hoşuna gidiyor. Bunu bir zenginlik olarak algılıyor. Başka bir toplumsal yapı var ve bu enerji muhakkak siyasete yansıyacak ve siyasetçileri zorlayacaktır. Ama bu hemen olmayabilir çünkü Azerbaycan’dan petrol var, Karabağ meselesi var. Tabii ki bütün bu meseleler olduğu sürece bir ayak bağlanır.

“AK Parti kendini değiştirmezse İslami kesimini de yönetemez”

  • Siz Ak Parti’nin 10 yıl daha iktidarda kalacağı ihtimalinden söz ettiniz. Sizce “Yeni Türkiye” nasıl bir Türkiye olacak?

AK Parti gelecek seçimleri kazanırsa ben Türkiye’deki ortamın epeyce değişeceğini, yumuşayacağını düşünüyorum. Böyle bir adım atılmazsa AK Parti İslami kesimi de yönetemez. Türkiye öyle bir noktaya geldi ki, bu kavga var olduğu için İslami kesim AK Parti’nin yanlışlarına razı oluyor. Yanlış yaptığını görmezden gelmiyor ama haklı buluyor. Ama eğer bu dönem biter ve bir sürü insanın söylediği gibi Ak Parti otoriterleşirse o zaman Türkiye’yi yönetemez. Onun için kendini değiştirecektir, o da zaten öyle istiyor.

Astghik Igityan Hrant Dink Vakfı nezdinde yapılan “Turkey-Armenia Fellowship” programı kapsamında CNN Türk için bu yazıyı kaleme almıştır.

Röportajın Ermenicesi Erivan merkezli Ermeni Haber Ajansı’nın internet sitesinde de yayımlanacaktır.