SEYAHAT FONU'NA BAŞVUR
Haberler

Ermenistanlı bursiyerler Hrant Dink’in ofisini ziyaret etti

Published on 07/03/2017 under Burs Programı

Hrant Dink Vakfı olarak 2014 yılında, iki komşu ülkeden profesyonellerin sınır ötesi işbirliği ağları kurmalarını teşvik etmek amacıyla Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Ermenistan-Türkiye Normalleşme Süreci Destek Programı kapsamında oluşturduğumuz Türkiye-Ermenistan Burs Programı devam ediyor. Burs Programı, uzmanlık paylaşımı ve kalıcı işbirliğine en çok ihtiyaç duyulan alanlardaki faaliyetleri desteklemek amacıyla başlatıldı. Program, akademi, sivil toplum, basın, kültür-sanat, çeviri-dil eğitimi, hukuk ve benzeri alanlardaki faaliyetleri destekliyor.

Türkiye-Ermenistan Burs Programı kapsamında İstanbul’da çalışmalarını sürdüren Ermenistanlı bursiyerler, Sebat Apartmanı’nda bulunan Agos’un eski ofisini ziyaret edip, Hafıza Mekânı projesi hakkında fikir alışverişinde bulundu. Çalışmalarını Beyond Istanbul‘da sürdüren Ermenistanlı bursiyer Arpenik Atabekyan, yapılan ziyareti, Agos’un eski ofisinin hissettirdiklerini ve devam etmekte olan Hafıza Mekânı projesiyle ilgili fikirlerini kaleme aldı.

2009’da gitmiştim Agos‘un ofisine. Koridorlar ve odalar, boydan boya gazete ve kitaplarla doluydu. İnsanlar günlük rutinleri içinde yoğun bir şekilde çalışıyorlardı. Daha sonra vakfın şahane terasına çıktığımızda Hrant Dink’in kızıyla tanışma ve sohbet etme fırsatım olmuştu.

Yıl 2017 ve bu sefer Hrant Dink Vakfı bursiyerleri olarak yeniden Agos’un eski mekânındayız. Mart 2015’te Agos ile birlikte Anarad Hığutyun Binası’na taşınan Hrant Dink Vakfı, o günden beri Agos‘un eski ofisini, özellikle de Hrant Dink’in ofisini bir hafıza mekânına dönüştürmek üzere proje yürütüyor.

Agos‘un eskli ofisi kadar Sebat Apartmanı da pek çok insan için önemli bir anlam taşıyor. Zira 19 Ocak 2007’de binlerce insan adalet talebiyle bu binanın önünde toplanmıştı. O gün ve onu takip eden yıllar, Türkiye’de yaşayan ancak görünmez olma ihtiyacı hisseden pek çok azınlık toplumu için kabuğunu kırma sürecine; kimileri içinse bir kimlik krizine dönüştü.

Hrant Dink Vakfı Hafıza Mekânı projesi koordinatörü Nayat Karaköse’nin rehberliğinde Hrant Dink’in ofisine gittik. Odadaki resimleri, fotoğrafları ve Hrant Dink’in kitaplığını inceledik. Mekânın hazırlık aşaması kapsamında vakıf katılımcı bir süreç yürütüyor ve farklı uzmanlık alanlarından, disiplinlerden bireylerin beklentilerini ve önerilerini dinlemeye özen gösteriyor. Büyük çoğunluğu boşaltılmış olan kitaplıklarla dolu odaları gezdikten sonra, bu odaların hangi amaçla ve ne şekilde tasarlanabileceği üzerine fikirlerimizi paylaştık. Birçoğumuz, Asya, Avrupa ve Afrika gibi farklı kıtalardaki hafıza ve vicdan mekânlarını daha önceden ziyaret etmiştik. Bu mekânlarda gördüğümüz farklı ögeleri göz önüne alarak yaptığımız tartışmada, yeni fikirler ortaya çıktı. Yaptığımız tartışmaların sonucunda vardığımız ortak kanı, Agos‘un eski ofisinde mekânın tarihi ve hafızasını görmek istediğimizdi.

Nayat ile yaptığımız verimli sohbetin sonucunda hepimiz ortak bir düşüncede buluştuk. Burası bir hafıza mekânına dönüştüğünde acının ve kederin yansıtıldığı bir yer olmaktansa, buranın tarihini öğrenebilecekleri, zaman içinde değişimi yansıtıp geleceğe dair umudu barındıran ve yeşerten bir mekân haline gelmeli.

Bu yapının unutulmasına ve kaybolmasına izin vermek yerine, yaşayan, hareketli ve bağımsız bir şekilde varlığını sürdüren yapıya dönüştürmek son derece önemli olduğu kadar da heyecan verici bir adım. Agos‘un eski ofisi hafıza mekânına dönüşürken, Anarad Hığutyun Binası’nda düzenlenecek etkinliklere paralel olarak, atölyelere, toplantılara, gösterimlere, sunumlara ve konuşmalara da ev sahipliği yapabilir.

Bugünlerde, göz alıcı Sebat Apartmanı’nın ön cephesi, binayı güçlendirme çalışması nedeniyle yeşil bir ‘örtü’yle kaplı; ancak umut ediyoruz ki, çok yakın bir zamanda bu örtü kalkacak ve bizler de Hrant Dink hafıza mekânına, geçmişin hatıraları ve güzel bir geleceğin ümidi ile gireceğiz.