SEYAHAT FONU'NA BAŞVUR
Haberler

Ermenistan gerçeği, Türkiye’de mitler üzerinden haberleştiriliyor

Published on 05/09/2014 under Haberler

Hrant Dink Vakfı Türkiye-Ermenistan seyahat fonu yararlanıcısı olarak Erivan’da geçirdiğim bir hafta boyunca yaptığım görüşmelerde Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin gidişatını gazetecilerin gözünden anlamaya çalıştım. Görüştüğüm medya çalışanları iki komşu ülke arasındaki inişli çıkışlı ilişkilerin medya yansımalarını anlatırken, hem kültürel ve siyasi gerçekliğin işçileri olarak kendi tahayyüllerine hem de Ermenistan ve Türkiye’deki haber kültürüne dair algılarına pencere açtılar.

Yard. Doç. Dr. Suncem Koçer
Evrensel

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Çankaya köşküne çıkışının etrafındaki resmi ritüeller, gazeteler ve haber kanalları için yoğun bir yayın maratonunu beraberinde getirdi. AK Parti Olağanüstü Kongresi, cumhurbaşkanlığı devir teslim töreni, Başbakan Davutoğlu’nun açıkladığı yeni bakanlar kurulu, Erdoğanlar’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen 30 Ağustos resepsiyonu haber bültenlerini günler boyu işgal ederken, köşe yazarları ve yorumcular en ufak detaylardan damıttıkları anlamlarla geçmişi ve geleceği itina ile masalara yatırdılar. Medyadaki “yeni Çankaya, yeni Türkiye” taşkınlığı, gidişatı pek çok açıdan merak konusu olan iç ve dış politikayla ilgili derinlikli soruları gölgeledi.Yine de, ‘Devir teslim törenine hangi ülke ne düzeyde temsilciyle katıldı’ gibi yüzeysel sorular önümüzdeki günlerde gündemleşmesi muhtemel başlıklara işaret ediyor. Örneğin, cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandyan’ın katılması, Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkiler başlığının en azından haber bültenlerinde açılmasına neden oldu.

Türkiye ve Ermenistan arasında yirmi yılı aşkın süredir diplomatik ilişki yok; iki komşu ülke arasındaki sınır, yirmi yılı aşkındır kapalı. 2008’de Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün futbol milli takımlarının maçını Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’la birlikte Erivan’da izlemesi, Sarkisyan’ın iade-i ziyaret için Bursa’ya gelmesi “futbol diplomasisi” adı altında bir süreç başlatmıştı. Futbol diplomasisi bir süre olumlu bir hava estirdi ama ilişkilerde ilerleme olmadı. Karabağ meselesinin gündeme gelmesiyle top Türkiye sahasında kaldı. Şimdiyse,olmayan resmi ilişkiler yerinde saymaya devam ediyor. 2015’e bir yıl kala, Erdoğan’ın Ermeni soykırımına doğrudan olmayan bir atıfla bir taziye mesajı yayımlaması ise Ermenistan Türkiye ilişkileri açısından belki de en belirgin söylemsel çıkış oldu. Bu mesajın ne motivasyonla yayımlandığı hâlâ tartışmaya açıkken, taziye mesajının 2015’in anlamını kabul eden, mahiyetinin altını çizen dönüştürücü bir yönü olduğunu söylemek mümkün. Ancak günün sonunda ne bu mesaj ne de benzerleri, Ermenistan ve Türkiye arasındaki diplomatik ya da toplumsal ilişkilerde sürdürülebilir bir ilerleme vadedebilir. Taziye mesajı, tıpkı futbol diplomasisi gibi, sadece kapalı kapılar ardında yaratılan, tepeden inme ve sekteye uğramaya meyilli süreçlerin göstergesi.

Hrant Dink Vakfı Türkiye-Ermenistan Seyahat Fonu yararlanıcısı olarak Erivan’da geçirdiğim bir hafta boyunca yaptığım görüşmelerde Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin gidişatını gazetecilerin gözünden anlamaya çalıştım. Görüştüğüm medya çalışanları iki komşu ülke arasındaki inişli çıkışlı ilişkilerin medya yansımalarını anlatırken, hem kültürel ve siyasi gerçekliğin işçileri olarak kendi tahayyüllerine hem de Ermenistan ve Türkiye’deki haber kültürüne dair algılarına pencere açtılar.

İKTİDARLA SORUNLU İLİŞKİ

Görüştüğüm gazetecilerin Ermenistan Türkiye ilişkilerinin normalleşmesinde medyanın rolüne dair ifadeleri bir kaç başlıkta toplanabilir. Bunlardan birincisi Ermenistan (ve elbette Türkiye) haber medyasının siyasi iktidarla sorunlu ilişkisinin getirdiği olumsuzluklar. İktidar ve medyanın girift ilişkisi habercilerin iki toplum arasında duygusal, kültürel vb. alışverişin gelişmesinde üstlenebilecekleri rolü samimiyetle oynamasının önünde engel teşkil ediyor. Örneğin Medya Girişim Merkezi (Media Initiative Center) Yöneticisi, Gazeteci Nune Sargsyan’ın belirttiğine göre futbol diplomasisi döneminde Ermenistan medyası Türkiye ile ilişkilere dair, geleneğini bozarak olumlu yayınlar yapmış ve pozitif propaganda örneği sergilemiş. Sargsyan medyanın o dönemki tutumunun olumlu sonuçlar doğurabileceğini düşünüyor olsa da, siyasilerin olumlu mesajlarına paralel olarak normalleşme yanlısı yayınlar yapılması aslında iktidarın medyanın yaklaşımını ve dilini belirliyor olduğunun bir göstergesi. Gazeteci Gegham Vardanyan ise sonucu ne olursa olsun propagandanın toplumlar arasındaki kırılgan ve bütünlüksüz güven duygusunu zedelediğini ifade ediyor. Vardanyan’a göre gazetecilerin Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin inşasındaki rolü hükümetlerin borazanı olmak değil, soykırım ve soykırımın inkarı gibi konuların tartışılmasına zemin oluşturmak olmalı.

İktidarlara güdümlü medyanın Ermenistan ve Türkiye arasındaki ilişkilerde sürdürülebilir bir pozitif rol oynamasını beklemek ne kadar gerçekçi o halde? Futbol diplomasisi zamanında yayınlarıyla göz dolduran Ermenistan ve Türkiye medyasının tutarlı olmayan tutumu bu soruya çok da iyimser olmayan bir cevap veriyor. Taşnaksütyun partisine yakınlığı ile bilinen Yerkir Medya’da Yönetici Gegham Manukyan, hem ilişkilerle hem de medyanın rolüyle ilgili son derece karamsar bir tablo çizerken futbol diplomasisi döneminde sadece Yerkir Medya’nın eleştirel yayın yaptığına dikkat çekiyor ve ekliyor: “Biz süreci değil, Sarkisyan’ın süreci başlatma ve yürütme biçimini eleştirdik… Zaten ortada gerçek bir süreç de yoktu. Medya o dönem gerçek olmayan bir sürecin gerçek olmayan haberlerini yapıyordu. Şimdi ne oldu? Süreç bitince haberler de bitti.” Diplomasi döneminde Türkiye tarafında CNN Türk televizyonunun yayınlarının hakkını veren Manukyan, “Şu anda ise sadece sayılı gazeteciyle irtibatımız sürüyor” diyor. Bağımsız İnternet televizyonu Civilnet’te Türkiye Haberleri Editörü Gor Yeranyan, Erdoğan’ın taziye mesajının doğasıyla ilgili Manukyan kadar karamsar olmasa da benzer bir niteleme yapıyor: “Erdoğan yarım bir adım attı… Kendisini güçlü hissettiği bir anda yine yarım bir adım attı…”

Yeranyan, Türkiye medyasının Ermenistan’la ilişkilenme biçimine dair önemli bir noktayı şöyle gündeme getiriyor: “Ermenistan gerçeği, Türkiye basınında gerçek haliyle anlatılmıyor. Mitler üzerinden haber yapılıyor. Örneğin, diaspora şöyledir, böyledir diye. Ya da Karabağ meselesi, doğrudan Azerbaycan basınından aktarılıyor. “

‘TÜRKİYE MEDYASI ERMENİSTAN’A CİMRİ’

Yarım adımlar ve gerçekle teması sorgulanan anlık süreçler, siyasal ve ekonomik iktidarla şeffaf olmayan ilişkilerin ağında var olmaya çalışan medyanın normalleşme sürecine yaklaşımını belirliyor. Bu durum Ermenistan medyasına özgü değilse de Bölgesel Çalışmalar Merkezi (Regional Studies Center) Yöneticisi Richard Giragossian’ın da belirttiği gibi Türkiye medyası ile Ermenistan medyası arasında belirleyici bir fark var: Ermenistan medyasında Türkiye’ye dair haberler bir numaralı gündem maddesi olabiliyorken, Türkiye medyası Ermenistan’a dair haberler yaparken en iyi ifadeyle cimri bir tutum sergiliyor. Yerkir Medya’dan Gegham Manukyan medyada karşılıklı yer alan haberler açısından bu asimetrik durumun sadece siyasi haberlere özgü olmadığının altını çiziyor ve örnek veriyor: “Mesela, bugün Kardeş Türküler grubunun Bodrum’daki konserinde Ermenice bir şarkı söylemiş olması Ermenistan medyasında yer aldı.” Bu platonik durum, diplomatik ilişkilerin inşasında Türkiye açısından samimiyetsizlik göstergesi olarak yorumlanıyor. TV Programcısı Gayane Abrahamyan ise medyanın kamuoyu oluşturmadaki kapasitesine dair önemli bir noktaya dikkat çekiyor: “Medyanın rolü önemli ama sınır köylerinde gidip görüştüğüm insanlar üzerinde haberlerin hiç bir etkisi yok. Onlar bir an önce sınırın açılmasını istiyor.”

Gayane Abrahamyan’ın vurguladığı nokta pek çok görüşmede gündeme gelen önemli bir diğer başlığı açıyor: Habercilerin normalleşme sürecinde rolünü samimiyetle oynamasının birincil koşulu olarak sahadan haber yapmaları. Abrahamyan’a göre, toplumdaki ön yargıların yıkılmasında medyanın rolü büyük ama gazetecilerin önce kendi ön yargılarını yıkmaları gerekiyor. Bunun en direkt koşulu ise habercilerin Türkiye toplumunu daha yakından tanımaları. Bu da ancak karşılıklı olarak doğrudan temasla mümkün. 2011 yılında bir ay boyunca Türkiye’de bulunmuş ve oradan haberler yapmış bir gazeteci olarak Abrahamyan kendi ön yargılarına ve korkularına bu seyahatin önemli bir pencere açtığını vurguluyor. Ön yargıların üstüne yürümek, korkularla yüzleşebilmek kulağa iyi geliyor. Ama Ermenistan ya da Türkiye haber kültüründe çalışan gazeteciler için bu çok da kolay değil. Zorlukların doğasını anlamak içinse her iki ülkenin medya ve haber kültürüne dair başlıklar açmamız gerekiyor.

Birbirini mitler üzerinden görmek…

Gazeteci Gor Yerenyan’a göre Ermenistan ve Türkiye toplumları birbirini siyasal söylemin şekillendirdiği mitler üzerinden tahayyül ediyor. Ermenistan’da Türkiye’ye dair geçerli bir mit, Türkiye’de herkesin soykırımı inkar ediyor olduğu algısı. Türkiye toplumunda da Ermeni diasporasının salt Türkiye’nin kötülüğü için çalışıyor olduğu miti yaygın kabul görüyor. Yeranyan’a göre ne Türkiye ne Ermenistan toplumu homojen. Dolayısıyla bu mitler iki ülke arasındaki ilişkilere dair duygulanımların çeşitliliğine denk düşmüyor. Diğer yandan, mitler yapay değil ve gerçekliği olan toplumsal duygulara tekabül ediyor. Yeranyan, Ermenistan toplumundaki baskın duyguyu şöyle tarif ediyor: “Türkiye’de Ermenilerin soykırım acısını anlamıyorlar ama Ermeniler için bu acı çok canlı; insanlar unutmuyor ve unutmak da istemiyor. Vatanı kaybetmek meselesi çok ağır.”

‘Ermenistan’la ilişkiler iç politikaya rehin’ 

Bölgesel Çalışmalar Merkezi Direktörü Richard Giragossian’a göre protokollerin masadan kalmasından sonra Türkiye hükümeti adımlarını daha çok 24 Nisan 2015’i atlatmak üzere planlıyor. Ermenistan’la ilişkilerin Türkiye iç politikasına rehin olduğunun altını çizen Giragossian, küçük adımlar da olsa yaratıcı bazı ilerlemelerin gerçekleştirilmesinde sivil toplum ve medyaya önemli rol düştüğünü söylüyor. Görüştüğüm pek çok gazeteci ise Türkiye’nin yeni cumhurbaşkanı ve hükümetiyle birlikte Ermenistan’a yönelik tavrın sertleşeceği ve ilişkilerin Ermenistan açısından zor bir noktaya sürükleneceği kanaatinde.