SEYAHAT FONU'NA BAŞVUR
Haberler

Bölgede Köprüleri Kurmak

Published on 20/02/2017 under Sınırları Aşanlar

Birleşik Dünya Kolejleri UWC ağının Ermenistan’da bulunan kolejinden 2018’de mezun olacak olan Elif, UWC Dilijan’da öğrenim görmek üzere Hrant Dink Vakfı’nın Türkiye-Ermenistan Seyahat Fonu’ndan yararlandı. Seyahat Fonu ile, iki ülke arasındaki ortak girişimlere katkıda bulunmak amacıyla, değişim programları dahil, ortaklık kurma ve ağ oluşturma, sınır ötesi ve akademik işbirliği gibi çeşitli faaliyetleri destekliyor.

E.: Geçen yıl Seyahat Fonu’na başvuran en genç başvuru sahibi ve tek lise öğrencisi bendim. Vakıf Seyahat Fonu’nu Ermenistan ve Türkiye arasında köprüler kurmaya ilgi duyan kişilere sunuyor. Benim ulaşmak istediğim amaç da bu. Yatılı okuldan mezun olduktan sonra, yükseköğrenimim için planlama yapmaya başlamam gerekti. Doğal olarak, annem Avrupa’da öğrenim görmemi tercih ederdi. Ben ise Ermenistan yerine Avrupa’ya gitmeyi asla tercih etmedim, bunun bir sebebi de Ermenistan’ı keşfedebilmek için elimde tek bir fırsat olduğunu düşünmüş olmamdı. Ayrıca, tarihimizi düşündüğümüzde, bu benim için değişimin bir parçası olma fırsatı da olabilirdi.

Ülkelerimiz arasındaki durumu iyileştirmek için en iyi yol ne olabilir diye kafa yorarken, ilk aklıma gelen siyaset alanında bir kariyer edinmek oldu. Ancak bu alanda anlaşmazlığı çözmek için yeterince çaba harcanmıyor olduğunu görmek beni etkiledi. O noktada bir STK’da çalışmak istediğimin farkına vardım. Belki de asıl etmen, her iki ülke ile de çalışan ve değişim için çabalayan en büyük, hatta belki de tek kuruluş olan Hrant Dink Vakfı’nın kendisi oldu. Tuhaf olsa da, Uşak sokaklarında (Elif’in memleketi) bir Ermeni’den ziyade bir Alman’ın dolaştığını görmek çok daha alışılmış bir durum. Bence burada bir terslik var. Biz iki komşuyuz; o nedenle, bir Ermeni’yi görmek çok daha doğal olmalıydı.

Tüm UWC Dilijan öğrencileri, 6 hafta boyunca zorunlu olan Yeni Başlayanlar için Ermenice kursuna katılıyorlar. Böylece, okul çalışanları ile iletişime geçebiliyor ve kampüs dışında da Dilican halkının hayatına dâhil olabiliyorlar. Bu zorunlu başlangıç seviyesi kursundan sonra, öğrenciler isterlerse Ermenice öğrenmeye devam edebiliyorlar. Elif Ermenice dilini daha ileri düzeyde öğrenmeye karar veren öğrencilerden biri.

E.: Ermenice öğreniyorum, çünkü insanlar kendilerini ana dillerinde daha iyi ifade ederler. Dil öğrenmenin bir kültürün tüm kapılarını da açacağına inanıyorum. Ayrıca, benim ülkemde insanlar genellikle komşularının dilinden ziyade başka dilleri öğrenmenin daha mantıklı olduğunu düşünürler. Ben bu düşünceye katılmıyorum. Dünyayı, komşu bir ülkeden başlayarak keşfetmeyi tercih ediyorum.

Genellikle, bir UWC okuluna girmek öğrenciler için büyük bir kültür şoku olabiliyor;
neyse ki benim için böyle olmadı. Ermenistan’a geldiğimde aslında ne kadar benzer olduğumuzu fark ettim.
E.: Eğitimime bir yıl ara vererek Ermenistan’da kalmayı umuyorum, dili konuşmak çok yararlı olacak. Eğitimime ara verdiğim bir yılda planım iki ulusun birbirine dair ortak algılarını değiştirmek için çalışmak. Biz birbirine sınırı olan iki ülkeyiz, ancak birbirimiz hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Birçok ortak yönümüz var, ancak herkes bu ortak unsurları kendi kültürleri adına sahiplenmeye odaklanıyor. Benim için kültür tek bir ulusa ait olan bir varlık değil, bir bölge içinde ortak olarak paylaşılan bir varlık. Eğitimime ara verdiğim bir yıl süre boyunca, Ermenistan’da okul kampüsü dışında da yaşama şansım olacak; çünkü işin doğrusu, UWC’de yaşam, toplumun içinde yaşamaktan ya da toplumun hayatına katılmaktan çok farklı. Burada ortaya çıkıp, iki ülke arasındaki ilişkilerin nasıl olması gerektiğini söylemek kolaydır. Dürüst olmak gerekirse, bunun büyük bir değişim yaratacağını sanmıyorum: asıl önemli olan dışarı açılmak ve mesajı topluma iletmek. Barışı sürdürülebilir biçimde yayabilmemizin tek yolu bu. Eğitimime ara vermek istediğim bir yıllık sürede yapmak istediklerimden biri de, Ermeniler ve Türklerin birbirlerine yazdıkları mektuplardan oluşan bir kitap hazırlamak.

Elif, Ermenistan’da tek başına bir yıl geçirmeye hazırlanmak amacıyla, zamanının büyük kısmını dil becerilerini geliştirmeye harcıyor. Ayrıca, Çocuklarla Bilim ve CAS Kreşi gibi müfredatı destekleyen ek faaliyetler yoluyla toplum çalışmalarında da aktif olarak yer alıyor. Bu şekilde Ermenistan’daki hayata dâhil olarak her gün yeni şeyler keşfediyor.

E.: Eğer memleketimde kalsaydım Ermenistan hakkında hiçbir şey öğrenemeyecektim. Ancak buraya geldim, yeni şeyler öğreniyorum ve eve döndüğüm zaman insanlara burada öğrendiğim her şeyi anlatacağım. Memleketimde herkesin Ermenistan hakkında soruları var; akıllarında hiç görmedikleri bu ülkeye dair bir resim var, ancak bu ülkeye dair önyargıları da var. Benim yapmaya çalıştığım şey ne kadar benzer olduğumuzu anlatmak; örneğin, hem Türkler hem de Ermeniler için misafirperverlik çok önemli. Burada kendimi çok güvende hissediyorum, insanların bana yaklaşımını seviyorum, çünkü çok açık ve samimiler, ülkemdeki insanlara çok benzerler.

Burada, Ermenistan’da, Hrant Dink Vakfı’nın Yerevan ofisinde çalışan Anna ve Armenuhi ile tanıştım; burada hiç akrabam olmadığı için benim yeni teyzelerim olacaklarını söylediler. Dilican’da bir bakkal dükkânı olan çok iyi bir adamla tanıştım. Alışveriş yapmaya gittiğimde tanıştık, biraz Azerice konuşuyor; böylece birbirimizi anlayabildik ve konuşmaya başladık. Sonrasında bakkalını kapattı ve Yerevan’a taşındı; bir şeye ihtiyacım olursa bana yardımcı olacağını söyledi.

E.: Buraya gelmeden önce, ülkemdeki azınlıkların haklarını destekliyordum; ama aynı zamanda, arkadaşlarım Ermenistan hakkında çok az bilgiye sahipti ve birçok soruları vardı. Annem Ermenistan’a taşınacağımı ve iki yıl Ermenistan’da kalacağımı öğrendiği zaman resmen gözyaşı döktü. Babam ve ben günler boyu bunun benim için iyi olacağını ve bunun iyi bir fırsat olduğunu söyleyerek onu ikna etmeye çalıştık. Aslında, beni Hrank Dink’in çalışmaları ve fikirleri ile ilk tanıştıran kişi babam oldu. Bu benim için, Hrant Dink’in iki ülke arasında bağlar kurma konusunda ne kadar önemli bir rol oynadığını keşfetmem için başlangıç noktası oldu. Onun kitaplarını okudum, düşünce biçimini takdir etmeye başladım ve ona gerçekten hayranım. Aradan bir yarıyıl geçtikten sonra, annem artık Avrupa ‘da değil de burada yaşamamı kesinlikle sorun etmiyor.

Bence benim ve Türkiye’den diğer öğrencilerin Ermenistan’a öğrenim görmek üzere gelmemiz her iki ülke için de çok önemli. Buradaki insanlar ülkelerinde Türkleri görmeye gitgide daha çok alışıyorlar. Aynı durum ülkemdeki insanlar için de geçerli: Ermenilerle bu ortamda günlük yaşamı her gün benim gibi deneyimlemiyor olsalar da, en azından benim öykülerimi ve diğer öğrencilerin deneyimlerine ulaşabiliyorlar. Böylece, Ermeni kültürü hakkında daha fazla fikir sahibi olmaya başlıyorlar.

**Orjinal dildeki röportaja ulaşmak için tıklayınız.