SEYAHAT FONU'NA BAŞVUR
Haberler

Bir Arada Üretim

Published on 01/09/2014 under Haberler

Senem Aytaç
Altyazı

12-19 Temmuz tarihleri arasında on birinci kez düzenlenen Uluslararası Altın Kayısı Film Festivali esnasında, Hrant Dink Vakfı Gazeteci Diyalog Programı vesilesiyle Erivan’daydım. Bu yıl altıncı kez düzenlenen iki ülke arasındaki sivil diyaloğu geliştirmek amacıyla Ermenistan’dan gazetecileri Türkiye’de, Türkiye’den gazetecileri Ermenistan’da ağırlayan programın bu yılki teması ‘kültür-sanat’tı. Program bu sebeple festival zamanına denk getirilmişti ve bağımsız medya kuruluşlarının yanı sıra belli başlı kültür-sanat kurumları ve insanlarıyla görüşmeler programın büyük kısmını kapsıyordu. Oldukça yoğun olan programımızdan vakit bulup çok sayıda film izleme şansı yakalayamamış olsak da, Ermenistan’ın kültür-sanat ortamına ve sinema endüstrisine dair kapsamlı bir fikir edinmiş olduk. Dahası, iki ülke arasındaki sivil işbirliklerinin, ortak üretimlerin, hatta sokakta yol sormak da dahil olmak üzere her türlü karşılaşmanın, tanışmanın kıymetini başka türlü yeterince anlayabilir miydik bilmiyorum.

Sinemacılar için bu ortak çalışmaların en önemli zeminlerinden biri Ermenistan Türkiye Sinema Platformu (cinemaplatform.org). Altın Kayısı Film Festivali’nin bir parçası olan platformun bu sene verdiği ürünler Devrim Akkaya imzalı Diyar ile Derya Durmaz’ın yönettiği Ziazar, festival sırasında Ermenistan galalarını gerçekleştirdiler. Bu sene yaklaşık on projenin başvurduğu atölye sonucundaysa, Sevda Usanoğlu’nun, 1915’te geçen ve küçük bir çocuğun gizli bir kompartımanda askerler tarafından bulunmasının hikâyesini anlatan ‘Pastelden Cılız Bir Resim’ adlı kısa film projesi ödüle layık görüldü. Ermenistan Türkiye Sinema Platformu’nun da bir ayağı olduğu ‘Directors Across Borders’ (Sınırları Aşan Yönetmenler, www.dabhub.com) projesi ve Hrant Dink Vakfı’nın sinema da dahil olmak üzere farklı alanlardaki projeler için sunduğu ‘Türkiye Ermenistan Seyahat Fonu’ gibi olanaklar iki ülke arasındaki kültürel ve sanatsal ortaklıkları canlandırmada çok önemli işlevler üstleniyorlar.

Seyahatimiz esnasında uğradığımız duraklardan biri, Sonia ve Edward Balassanian’ın kurucuları oldukları bağımsız bir sanat mekânı olan Erivan Güncel Deneysel Sanat Merkezi’ydi. Sinema ve fotoğraf da dahil olmak üzere birçok farklı alandaki sanatçıya kapısı açık olan merkezin etkinlikleri arasında ‘One Shot’ (Tek Çekim) adlı uluslararası kısa film festivali ve ‘One Square Meter’ (Bir Metrekare) adlı tiyatro festivali bulunuyor (www.accea.info). Adı üzerinde, ‘tek çekim’lik filmlerden oluşan kısa film festivali ve ‘bir metrekarede geçen oyunlardan oluşan tiyatro festivali engellerin yaratıcılığı kamçılaması prensibi üzerine kurulu iki etkinlik. Edward Balassanian, sohbetimizin sonunda, bize iki yeri görmeden Ermenistan sınırından çıkamayacağımızı söyledi. Biri Parajanov Müzesi, diğeri ise ismi Parajanov kadar bilinmeyen avangard sanatçı Ervand Kochar’ın müzesi.

Parajanov ve Kochar, farklı biçimlerde de olsa hareketli görüntüyle ilgilenen iki büyük sanatçı. Tüm dünyanın sinemacı kimliğiyle tanıdığı Sergey Parajanov’un sadece sinemada değil plastik sanatlar alanında da ne kadar büyük bir ‘kolaj’ ustası olduğunu, evinden bozma müzesini görmeden anlamak mümkün değilmiş meğer. Kimilerinin Joseph Cornell isminden aşina olabileceği ‘kutu tablo’ların benzeri tabloları, Parajanov’un en etkileyici eserleri. Kırık tabaklardan oyuncak bebeklere, dantellerden boncuklara, fotoğraflardan çeşit çeşit kumaş, kâğıt ve bilumum buluntu objeye Parajanov’un iki ve üç boyutlu kolajlarının, geleneksel ile avangardın bu tuhaf ve ahenkli birleşimlerinin çok büyüleyici bir etkisi var. Doğumunun doksanıncı yılı vesilesiyle Parajanov’a adanmış olan festival, yönetmenin tüm filmlerini bir arada gösterirken, bu filmlerin bir kenarına zihnimizde rahatlıkla iliştirebileceğimiz eserleri de müzede görebilme imkânı çok kıymetliydi.

Diğer yandan Edward Balassanian’ın nasihati olmasa, görmeden Erivan’dan ayrılacağımız Kochar Müzesi de bir başka heyecan verici deneyim sunuyordu. Sinemayla doğrudan ilgili olmasa da ressam ve heykeltıraş Kochar’ın modern sanata tanıştırdığı ‘uzayda resim’ (painting in space) yani iki boyutlu ve durağan tablolar yerine hareketli, üç boyutlu, dolayısıyla da sinemasal bir zaman ve mekân algısı yaratan eserleri hayranlık uyandırıcıydı. Pelikül dahil, her türlü malzemeyi kullanan Parajanov ile kamera kullanmayan bir sinemacı olarak da tarif edebileceğimiz Kochar’ın 1920’li ve 30’lu yıllarda ürettiği eserleri görmenin heyecanı bu seyahate yeterdi. Benim için -eminim Türkiye’den Ermenistan’a giden birçok insan da böyle hissetmiştir- bu hem çok yakın hem çok uzak memleket, tanışılan her insan, dinlenen her hikâye, paylaşılan her ân ile çok yoğun bir deneyimdi. Bunlar bambaşka bir yazının konusu diyelim… Zaten Ermenistan’a sadece bir kez gitmek diye bir şey mümkün değilmiş gibi hissediyor insan.